Aliço, mükemmel bir oyun ustasıymış. Rakiplerini cüssesiyle değil, oyunlarıyla yenermiş. Yine rivayetlere göre; en önde gelen oyunlarından biri, “kemane” imiş. Hatta, bu oyunu biraz da gaddarca uyguladığı rivayet edilir.
Kel Aliço, güçlü bir rakibiyle karşılaştığında güreşi esnasında, onları herhangi bir oyunla altına alır, paça-kasnak atar ve başlarmış sırtında “kemane” çekmeye.
Tabi, o zamanki güreşlerde, süre kısıtlaması olmadığından, genç pehlivan, Kel Aliço'nun kemanelerini önemsemeyerek; Aliço beni yenemeyeceğini anladı vakit doldurmaya çalıştığını düşünürmüş. Bu nedenle paça-kasnaktan kurtulmayı hiç denemezmiş bile. Biraz oyalanması için beklermiş. Çünkü, Kel Aliço'nun kemaneleri, bir masaj gibi gelirmiş. Masaj gibi gelen bu kemaneler, bazen saatler sürer, Aliço, bir aşağı, bir yukarı, sırtını sıvazlarmış rakibinin.
Kemane faslı sona erip işlem tamam olduğunda, Kel Aliço paça-kasnağı boşaltır, kündeye geçermiş. O iri cüsseli genç pehlivan, bir patates çuvalı gibi devrilir ve yerden de güçlükle kalkarmış. Hatta, güreş hayatı o çayırda sona erer, bir daha güreş tutamaz hâle gelirmiş. Çünkü, Aliço'nun sırt sıvazlar gibi çektiği kemanelerin, alttaki pehlivanın iliklerini boşalttığı, ilikler boşalınca da; rakipte ne güreşecek güç ne de takat kaldığı rivayet edilir.